Adres: Aktarhüssam Mh. 1. Bölüntü Sk.
No: 4 Göktaş İş Mrk. K:4 N:11 Fomara Osmangazi/Bursa
0224 253 94 56 0532 456 25 10

Avukatlık Mesleği

7 Ocak 2021
27 Okunma

Avukatlık Mesleği nin Tarihsel Gelişimi

Başlangıç tarihi tam olarak tespit edilmiş ve hatta mevcut bilgi ve belgelerin yeterli olmaması nedeniyle tespit edilebilir değildir. Bununla birlikte mevcut kayıtlara göre avukatlık mesleğinin başlangıcı eski Yunan’a, oradan da Roma’ya kadar gider. Nitekim avukat sözcüğü  Yunancada ‘üstün, ayrıcalıklı ve güzel konuşan’ anlamlarına gelen ‘Advo Catus’ sözcüğünden türetilmiştir.

İlk baro Atina’da kurulmuştur. Atina Şehir Devleti’nin ilk yöneticilerinden olan Draca, sadece  şehir devletinin değil, Atina Barosu’nun da ilk yasal düzenlemelerini yapan kişidir

Roma’da Cumhuriyet Döneminde yüksek görevlere giden yol avukatlık mesleğinden geçiyordu. Bu bağlamda, Cicero konsül olduğu zaman avukattı. Aynı şekilde Roma Devleti’nin imparatorluğa dönüşmesinde en önemli pay sahibi olan Sezar da, kendisine imparatorluğu giden yolu açan konsül olmadan önce, Roma Barosu’nda kayıtlı olarak avukatlık yapıyordu.

Eski Yunan ve Roma dönemindeki parlak günlerinden sonra avukatlık, özellikle Ortaçağda gerilemeye başlamış ve giderek önemsiz, sıradan bir meslek haline gelmiştir. Bunun en önemli nedeni, insanlığın en karanlık, en utanılacak çağı olan Engizisyon döneminde delillerin tamamının işkence, itiraf gibi hukuk ve insanlık dışı usullerle elde edilmesi ve buna bağlı olarak savunmanın yok sayılması ve dolayısıyla avukata gereksinim duyulmamasıdır. Onun için kaba gücün, işkencenin, engizisyonun egemen olduğu Ortaçağ’da avukatlık mesleği çok fazla bir gelişme gösterememiştir. Zira bu süreçte kanıtlar, işkence ve itirafla elde edildiği için savunma ve onun uzmanı olan avukat gereksiz kabul ediliyordu.

Avukatlık mesleği insanlığın aydınlık çağı olan Rönesans ile birlikte yeniden gelişme göstermeye başladı. Bu dönemde avukat, ‘Yumuşak, sakin, Tanrı’dan korkan, gerçeği ve adaleti seven kişi’ olarak tanımlanıyordu. Yine bu dönemde Fransa’da avukatlar mesleklerini ikamet ettikleri yer dışında da yaptıkları için ‘adaletin gezici şövalyeleri’ olarak nitelendiriliyordu. [5] Avukatlığın şövalyelik gibi bir düzene bağlanması da bu döneme rast gelir. Bu düzen gereği ‘Kamu Şövalyeleri’ olarak adlandırılan avukatlar, kendilerini şövalyelik onuru ile bağlı saydılar

Osmanlı tarihinde ve 1800’lü yıllara kadar avukatlık mesleği veya bunun bir önceki aşaması olan ‘Dava Vekili’ adıyla icra edilen bir meslek ve sınıf mevcut değildir. Bununla birlikte bazı kayıtlara göre ‘Arzuhalciler’ sınıfı mevcuttur

13.01.1876 tarihinde ‘Dava Vekilleri Nizamnamesi’ yürürlüğe konulmuş, Bu hukuki mevzuat içinde yer alan ‘Dava Vekilleri Nizamnamesi’ Osmanlı coğrafyasında ve onun fiili mirasçısı olan Türkiye’de avukatlık mesleğini düzenleyen ilk hukuki metindir. Bu nizamname ile vekalet görevini üstlenenlere ‘dava vekilliği’ unvanı verilmiş, dava vekili olacaklara Hukuk Mektebi mezunu olmaları şartı getirilmiş, aynı tarihlerde Mektebi Sultaniye’de hukuk dersleri okutulmaya başlanmış, bu mektepten mezun olanlara Adalet Bakanlığı tarafından yapılacak olan sınava girme hakkı ve bu sınavda başarılı olanlara dava vekilliği yapabilme yetkisi verilmiştir

Osmanlı İmparatorluğu döneminde ‘avukat’ deyiminin kullanıldığı ilk hukuki metin 1884 tarihinde Padişah II. Abdülhamit Han’ın iradesi ile yürürlüğe konulan ‘Rumeli Şarki Vilayetine Mahsus Avukatlık Kanunu’dur. [21] Avukatlık mesleğinin yalnızca Türklere ait olacağı hükmü ise, 1916 tarihli ‘Memaliki Osmaniye’de bulunan ecnebilerin Hukuk ve Vezaifi Hakkındaki Geçici Kanun’ ile mümkün olmuştur. [22] İlk Hukuk Mektebi, İstanbul Darulfünunu, yani İstanbul Üniversitesi bünyesinde açılan ve 17 Haziran 1880 tarihinde öğrenime başlayan İstanbul Üniversitesi Hukuk Mektebi, yani günümüzün İstanbul Hukuk Fakültesi’dir

Cumhuriyetin kuruluşunun ilk yılında ve daha henüz Cumhuriyetin ilk Anayasası olan 1924 Anayasası’nı yürürlüğe konulmadan, avukatlık mesleğini Batı normlarına uygun biçimde düzenlemek amacı ile 03 Nisan 1924 tarihli ve 460 sayılı Muhamat, yani Avukatlık Yasası’nı çıkartmıştır. Türkiye’de avukatlık mesleğini düzenleyen ilk ciddi yasa 17 maddeden oluşan Muhamat Kanunu’dur. Uygulama Talimatnamesi ve İstanbul Barosu İç Nizamnamesi ile birlikte bir bütün oluşturan bu yasanın önemi ‘baro’ ve ‘avukat’ kavramlarının bu yasada kullanılmış olmasıdır

Avukatlık mesleği ülkemizde tüm insanların insan haklarından yararlanabilmeleri, haksızlıklara karşı koyabilmelerini, haklarını savunabilmelerini sağlamakta ve bu nedenle de savunma hakkının en önemli unsurunu teşkil etmektedir. Zira Ortaçağ Avrupa’sında hak kavramının gerilemesinden kaynaklı olarak, avukatlık mesleği hedef haline gelerek pasifize edildiği yukarıdaki bilgilerden anlaşılmaktadır.

Hukuk devletinin özü, adalet esasına göre devlet otoritesinin hukukla sınırlandırılmasında temelini bulur. Hukuk devleti, bu sınırlandırmayı, savunmaya güçlü ve bağımsız konum tanıyarak gerçekleştirebilir. Avukat halkın hak arama özgürlüğünün teminatıdır. Avukatlık insan onuruna özen mesleği olarak serbestçe yapılan bir kamu görevidir. Avukatlık mesleğine yönelik tüm müdahaleler aslında kişilerin hak arama hürriyetine yapılmış müdahalelerdir. Zira avukat mesleğini ifa ederken müvekkili adına yani kişiler adına hareket etmekte onun hakkını korumaya çalışmaktadır.

Türkiye’de bütün avukatlar şu yemini yaparak mesleğine başlarlar.

“Hukuka, ahlaka, mesleğin onuruna ve kurallarına uygun davranacağıma namusum ve vicdanım üzerine andiçerim”

TÜRKİYE’DE AVUKATLAR GÜNÜ

3 Ocak 1934’de İzmir’de yapılan “Türkiye Avukatlar Birliği” toplantısında; “Türkiye Barolarının aynı çatı altında toplanması düşüncesi” kabul edilmiştir.

5 Nisan 1958 tarihinde tüm Baro Başkanları İzmir’de Ticaret Odası Toplantı Salonunda toplanarak, iki günlük çalışma sonunda Barolar Birliğinin kuruluş çalışmalarım görüşmüşlerdir. Toplantı sonucu temenni niteliğindedir.

  1. Tekirdağ 15-16 Mayıs 1987 T.B.B. Genel Kurulu, Avukatlar Gününün Kabulü

Bu hususta uzun bir süre karar alınmamış , 15-16 Mayıs 1987 günlerinde Tekirdağ’da yapılan Genel Kurulda, Av. Nebi İnal, Av. Güneş Atabey, Av. İskender Özturan, Av. Fadıl Aktop, Av. Ahmet Ersöz, Av. Yılmaz Korkma, Av. S. Yüksel Uşak, Av. K. Öztürk, Av. T. Karal; Av. Mustafa Paçen’in Divan Başkanlığına ortak önerge vererek 5 Nisan tarihinin Avukatlar günü olarak kutlanmasını istemişlerdir.

Bu tarihsel gelişme ışığında, Türkiye Barolar Birliği‘nin kuruluşu aynı gün yapılmış iki tarihsel toplantıya dayandırılmaktadır. Bunlardan ilki Birliğin kabul ettiği 5 Nisan 1958 tarihinde Izmir’de toplanan Baro Başkanlarının toplantısıdır. Diğeri ise çok mutlu bir tarihsel rastlantı olan, İzmir’deki toplantıdan 70 yıl önce ayın gün yapılmış olan 5 Nisan 1878 İstanbul Barosunun İlk Genel Kurul Toplantısıdır.

5 NİSAN AVUKATLAR GÜNÜ

▪️Mevcut kayıtlara göre avukatlık mesleğinin başlangıcı eski Yunan’a, oradan da Roma’ya kadar gitmektedir. Avukat sözcüğü  Yunancada ‘üstün, ayrıcalıklı ve güzel konuşan’ anlamlarına gelen ‘Advo Catus’ sözcüğünden türetilmiş olup; ilk baro Atina’da kurulmuştur

▪️Cumhuriyet’in ilanından sonra 3 Ocak 1934 tarihinde İzmir’de “Türk Avukatlar Birliği” toplantısında katılım gösteren baro başkanları ve temsilcileri ile tüm baroların aynı çatı altında toplama düşüncesini ortaya konulmuştur.Bunun için çeşitli gazetelerde öneriler sunulmuştur.

▪️Yaklaşık 24 yıl sonra 5 Nisan 1958 tarihinde İzmir Ticaret Odası toplantı salonunda yapılan 2 günlük toplantı sonunda “Barolar Birliği ‘ nin” kuruluş çalışmalarına başlamışlardır.Yapılan araştırmalar sonucu ilk olarak İstanbul Barosu’nun 70 yıl önce 5 Nisan 1878 de toplanıp genel kurul yapmış olduğu gün ile aynı güne denk geldiği ortaya çıkmıştır. Bunlarla beraber yapılan görüşmeler sonucunda tesadüf eden tarihler öneri olarak sunularak 5 Nisan ” Avukatlar Günü ” olarak kabul görmüştür.

▪️Avukatlık mesleği tüm dünyada, insanların doğuştan gelen insan haklarından yararlanabilmeleri, haksızlıklara karşı koyabilmelerini sağlamakta ve bu nedenle de savunma hakkının en önemli unsurunu teşkil etmektedir. Hukuk devletinin özü, adalet esasına göre devlet otoritesinin gücünü hukukla sınırlandırılmasında temelini bulur. Hukuk devleti, bu sınırlandırmayı, savunmaya güçlü ve bağımsız konum tanıyarak gerçekleştirebilir. Zira avukatın işini rahatça yapabilmesi vatandaşın haklarına ulaşabilmesi demektir.

-Türkiye‘deki ilk hukuk fakültesi 1874’te kurulan İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi olup, Cumhuriyet Döneminde yeni açılan ilk fakülte 1925’te kurulan Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘dir. İstanbul Barosu, 5 Nisan 1878 tarihinde kurulmuştur. İstanbul‘da avukatlık yapan 63 kişi, 5 Nisan 1878 yılında İstanbul‘da ilk genel kurul toplantısını gerçekleştirmiştir.

Türkiye’de bütün avukatlar şu yemini yaparak mesleğine başlarlar.

“Hukuka, ahlaka, mesleğin onuruna ve kurallarına uygun davranacağıma namusum ve vicdanım üzerine andiçerim”

İlginizi çekebilir

Alkollü Sürücünün Sorumluluğu
Bursa Avukat
29 views
Bursa Avukat
29 views

Alkollü Sürücünün Sorumluluğu

Av. Muhammet Gül - 22 Ocak 2021

Alkollü sürücünün sorumluluğu hem cezai hem de hukuki bakımdan sorumluluklar getirmektedir. Bu yazımızda hukuki açıdan değerlendirme yapılacaktır. Diğer makalelerimize buradan…

KAZADAN KAYNAKLI TAZMİNAT
Bursa Avukat
29 views
Bursa Avukat
29 views

KAZADAN KAYNAKLI TAZMİNAT

Av. Muhammet Gül - 20 Ocak 2021

Kazadan kaynaklı tazminat konusu her geçen gün önemini artırmaktadır. Dünya çapında motorlu taşıt teknolojilerinin gelişmesi ve karayollarının nitelikli hale getirilmesi…

Maaş Haczi
Bursa İcra Hukuku
32 views
Bursa İcra Hukuku
32 views

Maaş Haczi

Av. Muhammet Gül - 5 Ocak 2021

MAAŞ HACZİ Maaş haczi, hakkında icra takibi kesinleşmiş bulunan borçlunun tüm mal varlığına yönelik olarak haciz işlemleri uygulanabileceği gibi, maaşına…

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.

ArabicChinese (Simplified)EnglishFrenchGermanItalianRussianSpanishTurkish